YÜCE ATATÜRK, İnsanlığa ışık ve hayat kaynağı olmaya devam eden bir güneş gibi yolumuzu aydınlattıkça ne senden vazgeçeriz, ne eserinden.............
28 Eki 2007
25 Eki 2007
Mandalinanın Aşkı....

İÇİMİ BİR BİLSEN..........

KENDİMCE BİR DÜNYA
TAŞIYORUM..

BENİM DÜNYAM PAYLAŞILABİLİR......

SENİN DÜNYANI DA
PAYLAŞMAYA HAZIRIM...
SENİN DÜNYANA DA YER
AÇABİLİRİM BAK.....

AMA PAYLAŞMAK İSTEMİYORSAN DA
DÜNYAMI BANA BIRAK.....

BENİ YÜZÜSTÜ BIRAKMA

SENİ KOCAMAN SEVİYORUM....

SENİNLE OLUNCA KEYFİME
DİYECEK YOK.......

YANIMDA OLMANI,
ELİMİ TUTMANI....

BENİMLE OLMANI......

SANA SIKICA SARILIP YATMAYI
İSTİYORUM...
24 Eki 2007
Beş Maymun
Kafese beş maymun koyarlar.
Ortaya da bir merdiven konur ve onun tepesine de iple bir kangal muz asılır.
Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.
Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar
Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.
Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun koyulur.
İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur.
Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir.
Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
Islak maymunlardan ikincisi de değiştirilir.
Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır.
Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir.
Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir
Değişmemiz umudu ile.
İtiraflar dan bir demet
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?'
Onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim.
------------------------------------------------------------
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; "Keşke korunsaydım".
------------------------------------------------------------
6. His,
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi. Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim. Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.
------------------------------------------------------------
Çaylar demli olsun,
Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum. Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: "Hanım suyu ısıt; olursa olur olmazsa çay demleriz." Hala gülmekteyim.------------------------------------------------------------
Ramazan geldi Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri, orucu bozulmasın diye bana ''kanka'' diyor ya...
------------------------------------------------------------
Danger,
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de "Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış" diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?
------------------------------------------------------------
Çevir çevir,
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o büyük alkışlarınız pilota "Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım" diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin. Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.
------------------------------------------------------------
Efendi Çocuklar,
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce, "Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar" dedi.
------------------------------------------------------------
Yavuz Selim'in doğum gününü kutladık
23 Eki 2007
YUZYILIN FIKRASI ADAYI
Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir
Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar.
Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini
cikarip bardaga ates edip parcalamis:
'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur kibiz Amerika'da ayni bardakla iki
kere cay icmeyiz'
Ingiliz de bunun uzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis
ve ates ederek bardagi parcalamis:
'Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok
kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz'
Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis,
silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus...
'Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz
ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...'
--
YASEMEN GÜLER
22 Eki 2007
18 Eki 2007
16 Eki 2007
Gerçek dost
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var,
sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost,
Hakikisi belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...
Aralarında baslar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir aksam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, simdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynidir. Evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...
Babasına dönerek; hakliymişsin baba ' der.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
'Baba, iste dost buymuş' diye konusunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarin git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'! Mevlana Celalattin Rumi
Arkadaşımdan şiirler
YAŞ OTUZBEŞ
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
Cahit SıtkıTarancı
1910-1956
GEL GÖR Kİ
Yaş 35 yolun yarısı değil
O senin zamanındaydı Tarancı
Yollarımızı,yaşlarımızı şaşırdık
Ar damarı çatladı,değişti kalp atışı
Ne doğduğu belli güneşin,ne de batışı
Bozuk para gibi harcıyoruz birbirimizi
Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana
Doğru olanı terk ettik,yanlışa saptık
Kardeş kanına buladık elimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı,kimse bizi…
Mor halkalar koyu,çizgiler derin
Zamansız yağıyor şakaklara kar
İçimizde özlemi güzel günlerin
Genç ile ihtiyar farksız şimdi Tarancı
Sana dost olan aynalar bize yabancı
Sular daha çabuk boğmakta insanları
Gökyüzündeki renkler daha başkalaştı
Ateş daha da çok yakıyor benliğimizi
Dert üstüne dert ,acı üstüne acı
kopmalıdır da Tarancı
Kıyamet kopacak,
Mevsimler değişti bir bir
ne yazın yaz
Cenazeler,tarumar olmuş bahçeler
O kadar çoğaldı ki Tarancı
gözyaşları yalancı
Konmaya değmez oldu insanlar
Senin dediğin taht misali o musalla taşına
İstemez bundan böyle bu toprak bizi
Elimiz harama, dilimiz yalana alıştı
İnsanlıktan ırak kıldık kendimizi Kimse
kurtaramaz Tarancı,kimse bizi…
m.kemal 2 0 0 3Güzel Sözler
KALK BİR MUM YAK.
KONFUCYUS
AYAKKABILARIM OLMADIĞI
İÇİN ÜZÜLÜRDÜM TA Kİ
SOKAKTA AYAKLARI
OLMAYAN ADAMI GÖRENE
KADAR BALZAC
SAMİMİ OLMAYI VAAD
EDEBİLİRİM,TARAFSIZ
OLMAYI ASLA
GEOTHE
AKILLI ADAM AKLINI
KULLANIR,DAHA AKILLI
ADAM BAŞKALARININ
AKLINI DA
KULLANIR.
BERNARD SHAW
BÜYÜK BEYİNLER FİKİRLERİ
ORTA BEYİNLER OLAYLARI
KÜÇÜK BEYİNLER İSE
KİŞİLERİ KONUŞUR
ÖYLE HOROZLAR
VARDIRKİ ÖTTÜKLERİ İÇİN
GÜNEŞİN DOĞDUĞUNU
SANIRLAR
H.DUNANT
GENÇLER İHTİYARLARIN
APTAL OLDUĞUNU
SANIRLAR AMA İHTİYARLAR
GENÇLERİN APTAL
OLDUĞUNU BİLİRLER
GEORGE CHAPMAN
KARDEŞLERİMİ ALLAH
YARATTI FAKAT
DOSTLARIMI BEN BULDUM
GEOTHE